
Bu sergi, sonuca bağlanmayan bir eşiğe yerleşir. İsimlerin yetmediği, kategorilerin tutmadığı, açıklığın bir talep değil bir baskı olarak işlediği yerde. Görünür olanla gizli olan arasına bir üçüncü hâl sızar: ne kapanış ne itiraf; yalnızca askıda kalma.
Burada çürüme bir son değil, sürekliliğin bozulduğu bir ritimdir. Düzenin pürüzsüz anlatısı yırtılır; geriye çözülme, sızıntı, kırılma kalır. Her şeyin “iyileştirilmiş” görünmeye zorlandığı bir mimaride, örtü bir sahneye dönüşür—süs değil, bastırmanın yüzeyi. Güzellik, saklamanın dili olarak konuşur.
Yarı geçirgenlik bir sınır çizmez; sınırı belirsizleştirir. Yakınlık artar, sahiplik azalır. Bakış yaklaşır, hüküm geri çekilir. Opaklık, kaybın değil; hayatta kalmanın düzenidir.
Merkezde kıvrım vardır: içerisi dışarıdan ayrılmaz, dışarısı içeride yankılanır. Kimlik düz bir hat değil, katlanan bir uzamdır; katlandıkça çoğalan, çoğaldıkça tek bir cevabı reddeden.
NULL, bu serginin titreşimidir: kapanmayı reddeden bir varoluş biçimi. Burada anlatı tamamlanmaz; yüzeyler karar vermez; anlam, askıda kalmanın gerilimiyle kurulur.